Radikal gazetesi röportajı

Ateist olmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz. Bunu çevrenizle paylaştığınızda neler yaşadınız?

Bu bir karar meselesi değil. Noel babaya inanan bir çocuğun, Noel baba diye birşey olmadığını anladığı zaman yaşadığına benzer bir durum. Yani bir zorunluluk. O çocuğun artık Noel babaya inanmaması bir seçim değildir. Bir karar vererek geri dönülecek bir konu da değildir. İnsanlar “Ben bari ateist olayım” diye karar vererek ateist olmaz. İnançlarını kaybederler, yanlışlığını görürler, öğrendikleri bilgiler onlara bu durumun adının ateizm olduğunu söyler, onlar da bu etiketi kabul etmeye psikolojik olarak hazırlarsa kendilerini ateist olarak ifade etmeye başlarlar.

Ben Tanrı inancı olan fakat dini yoğun olarak yaşamayan bir Türk ailesinin üyesi olarak yetiştim. Çevremdeki çoğu kişi inançlıydı. Kendim de liseyi bitirene kadar inançlıydım. Okumayı severdim. Bilim, felsefe, bilim kurgu edebiyatı, vs gibi konulara meraklıydım. Özgür yetiştirilmiş bir beyin ve bu konulara olan merak birleşince zaten dini inancı terketme dışında bir durumun ortaya çıkması çok zor.

Dini inanç, ancak küçüklükten beri beyinlere yerleştirilir ve sürekli empoze edilirse kök salar. Aksi takdirde, bu etkilerden arınmış olarak yetişmiş bir kişinin, özellikle de bilimsel ve felsefi konulara ilgi duyuyorsa dini inancını koruması çok zordur bana göre.

Ben üniversite yıllarımda kendimi ateist olarak nitelendirmeye başladım. Yakın çevrem bu durumu garipsemedi. Bu konuda diğer pek çok ateist arkadaşa göre şanslıyım. Ateist olduğunu anne babasına bile söyleyemeyen çok kişi var toplumda. İlginçtir, toplumda eşcinsel olduğunu söylemek bile ateist olduğunu söylemekten daha kolay. Gelişmiş ve uygar olması gereken günümüz toplumu için utanç verici bir durum.

Ateistlerin ritüelleri var mıdır? Örneğin cenazelere katılırlar mı, nasıl olur cenaze törenleri?

Ateizm bir din değildir. Dolayısıyla, ritüelleri, kendine özgü bir dünya görüşü, ya da ahlak felsefesi, vs yoktur. Ateizm, Tanrı’nın varlığı fikrini, dolayısıyla da Tanrı’yı dünya görüşünün temeli yapmış “teizm”i (üç büyük dinin dünya görüşü) reddetmektir. Bunu yapan kişi bir marksist, bir tibet rahibi, bir üniversite profesörü ya da hatta uzaylılara tapan bir dine inanan biri bile olabilir. Bu kişilerin ortak bir dünya görüşü, değerler sistemi, vs olmak zorunda değildir. Ateizmi ateizm yapan teizmin reddidir. Bu anlamda, bu kritere uyan dünya görüşüne sahip kişiler ateist kabul edilebilir. Ateizmin başka bir koşulu, tanımı ya da ön şartı yoktur.

Ama kendisini ateist olarak nitelendiren kişiler genellikle bilimsel/materyalist dünya görüşüne sahip, bu konuları okumuş, araştırmış ve teizmi aktif bir şekilde reddetmiş kişilerdir.

Ateizm bir din olmadığından ve kuralları olmadığından, cenazeler olsun, başka konular olsun takınılacak tavır kişiye bağlıdır. Kişiden kişiye değişebilir. Öldüğünüz zaman cenazenizin ne olacağı konusu da öyle. Kişi bu konuda bir vasiyet bıraktıysa, vasiyetine uyulur. Bırakmadıysa, dinin hegamonyası altında olan cenaze gibi bir konuda muhtemelen kişinin yetiştiği kültürün gerekleri yerine getirilecektir.

Ateist fikirlerin Türkiye’de yeterince bilinmediğini söylüyorsunuz. Nasıl biliniyor ateizm Türkiye’de?

Türkiye’de ateizm bilinmiyor, çünkü ateistler çıkıp özgürce ateizmi anlatamıyor. Ateizmi anlatanlar diğer kesim. Yani rakibimiz olan, bizden çekinen, bizi sevmeyen, ortadan kalkmamızı isteyen kesim. Onların sayıları çok daha fazla olup, sesleri de çok daha yüksek çıktığından, onlar ateizmin nasıl bilinmesini istiyorlarsa, ateizm öyle biliniyor. Yani bir sapkınlık, ahlaksızlık, suça ya da intihara iten, satanizm, vs gibi eğilimlerle bir arada anılacak bir dünya görüşü olarak biliniyor.

Halbuki bu insanlar bilmez ki üst düzey bilim adamlarının (Nobel ödüllü, alanının lideri olan, en üst düzey bilim adamlarından bahsediyorum) ezici çoğunluğu ateist ya da agnostiktir. Bunu gösteren çeşitli istatistiksel araştırmalar mevcut. Örneğin bir tanesi, web sayfamda da örneğini verdiğim Nature dergisinin bilim adamları arasında yaptığı ankettir. (%72.2 ateist, %20.8 agnostik).

Ayrıca bunu söyleyenler yine bilmez ki, ABD’de hapishaneleri işleten resmi kurumun Amerikan hapishanelerinde yaptığı ankete göre, hapis yapan suçlular arasındaki ateist oranı %0.21’dir. Halbuki Amerikan toplumundaki ateist oranı, anketin yapılış şekline ve soruların soruluş şekline bağlı olmak üzere %4 ile %16 arasında çıkmaktadır. Dolayısıyla, hapishanelerdeki ateist oranı, toplumdaki ateist oranına kıyasla çok daha düşüktür. Yani ateistler toplumun geri kalanına göre daha ahlaklıdır!

Tabi aslında durum biraz daha farklı. Yani olay ateistlerin daha ahlaklı olması değil, insanları suça iten faktörler ile, insanları ateizme iten faktörlerin birbirinin zıttı olmasındandır. Ateistler genellikle okumuş, kültürlü, hali vakti nispeten yerinde olan ailelerden çıkar. Hapishanelere düşen suçlular ise genellikle toplumun cahil, fakir ve alt tabakasından çıkar.

Dolayısıyla olayın ateizmin ahlak felsefesi ile ilgisi yoktur. Çünkü ateizmin ahlak felsefesi diye birşey yoktur. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak için Tanrı’nın ya da kutsal kitabın bunu bize söylemesi şart değildir. İnsanlar kendi muhakeme yetenekleri ile de iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt edebilirler. Bu yüzden ateist bir dünya görüşünün suça ya da ahlaksızlığa iteceği fikri sadece bu konudaki cehaletten kaynaklanan bir fikirdir.

Türkiye’deki ateistleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Genel bir çerçeve çizilebilir mi? Türkiye’de ne kadar ateist var?

Türkiye’de ateistlerin durumu içler acısıdır. Ateist olduğunu ulu orta dile getirmek ve ilan etmek pek mümkün değildir. Aslında Türkiye’de önemli oranda ateist bulunmaktadır, fakat bunlar gizli ateistlerdir. Ateist olduğunu açıkça dile getiren ve duyuran kişilerin oranı çok düşüktür. Dolayısıyla, kayıtlara geçmiş ateist oranı yok denecek kadar azdır.

İnternetteki ateizm hareketi ilk ne zaman başladı, bu süreçte neler yaşadınız?

İnternet ilk yaygınlaşmaya başladığında bile ateist içerikli birkaç küçük türkçe web sayfası bulunmaktaydı. Bizimki bu sayfaların ilklerindendir. Tabi zaman içinde adı defalarca değişti, değişik internet sunucularına taşındı, başka sitelerle birleşti, ayrıldı, vs.

Ben kendim 1999 yılından beri internette çeşitli ortamlarda bilim, din ve ateizm üzerine tartışmalara katılmış, bu konularda siteler hazırlamış, internette bu konudaki değişimleri ve gelişmeleri takip etmiş ve bu sürecin aşağı yukarı başından beri içinde bulunmuş biriyim.

Bu süreçte sayısız zorluk ve problem yaşadık. En yaygını hacker’ların bu tür sayfaları ele geçirme ya da server’ı göçertme girişimleridir. Bunu sayısız defalar yaşadık. Güvenlik önlemlerini yeterli bulmadığımız için defalarca sunucu şirket değiştirdik. Zaman içinde bu problemlerle başa çıkmayı öğrendik.

Hazırlıklı olmadığımız problem, mahkemeler ve yasal işlemler yoluyla resmi site kapatma ve engelleme eylemleriydi. Malumunuz, Türkiye’nin sicili internet sansürleri konusunda pek iyi değil. Bu konudan en çok payını alan siteler arasında ise ateist içerikli ve/veya evrim teorisini savunan pek çok site bulunmaktadır. Özellikle Adnan Oktar ve ekibi bu konuda neredeyse internette bir savaş açmış durumdadır ve çok sayıda sayfaya Türkiye’den olan erişimin engellenmesine önayak olmuşlardır. Bunların en önemlileri ve büyükleri biliniyor ama pek çok ufak blog sayfası ve kişisel site de bu süreçte engellenmiştir.

Bu konuda uyguladıkları yöntem genellikle sözkonusu sitede kendi şahısları adına hakaret bulunduğu ithamıyla mahkemeye başvurmak ve kendilerine sempati duyan savcı ve hakimler yoluyla “ihtiyati tedbir” kararları çıkartmakdır. Yani sözkonusu sitede gerçekten de kanuna aykırı bir durumun olup olmadığı tespit edilene kadar, tedbir mahiyetinde sitenin kapatılması olayı. Fakat çoğu durumda söz konusu siteler amatörce kurulmuş ve işletilen siteler olduğundan ve site sahibi hem ateist bir sitenin temsilcisi olarak gözler önüne çıkmak istemediği, hem de avukat tutup bu işlere para harcamak ve uğraşmak istemediği için bu kararlar kalıcı kararlara dönüşmekte ve siteler kapalı kalmaktadır. Çünkü o sitelerin sahipleri için aynı siteyi başka bir adresten açmak, diğer seçeneklere göre çok daha kolay bir işlemdir.

Bu tür sitelere aşina olan ve başından beri takip etmiş olan biri olarak biliyorum ki kapatılan pek çok sitede kişisel hakaret falan bulunmamaktadır. Hakaret işin bahanesidir. Sitelerin içeriğine karşılar ve o bilgilerin insanların ulaşabileceği biçimde internette bulunmasını istemiyorlar. Pek çok durumda site sahibi bir duyuru ve bir uyarı dahi almamış, bir gün sabah kalktığında sitesinin engellendiğine tanık olmuştur.

Ateist sitelerin karşılaştığı en tuhaf ithamlardan biri ise, henüz benim bildiğim sadece bir örneği olan, islam dinine hakaret suçlamasıdır. Aslında kanunlarda böyle bir suç benim bildiğim kadarıyla yok. Ama bu anlama gelecek şekilde yorumlanmaya çalışılan bazı başka maddeler var ve öyle bir maddeyi kullanan, ve o maddeyi bu tür bir anlama geliyor gibi yorumlamaya çalışan bazı hukuki girişimler var.

O tür davaları ilgiyle izleyeceğiz. Eğer ateist fikirler Türk mahkemelerinde suç gibi değerlendirilir ve öyle bir durum ortaya çıkarsa uluslararası kamuoyunda Türkiye’nin düşeceği durumu ilgiyle izleyeceğim.

Tanrı’nın olmadığı ve islam dininin insan yapısı olduğunu söylemek bir suç olarak değerlendirilecekse, ateizm bir suç haline getirilmiş olacaktır Türkiye’de. Çünkü bunları söylemek dışında ateizmi ifade etmenin başka bir yolu yoktur.

O zaman da fikir hürriyetinden, demokrasiden ve ülkenin daha da demokratlaştığından bahseden mevcut iktidarın ne durumda kalacağını göreceğiz.

Amerika’daki çalışmalarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?

Benim kişisel çalışmalarımın önemli bölümü internette Türkçe konuşan kesime yönelik girişimlerdir. Dolayısıyla, dünyanın neresinde olursa olsun, internet erişimi olan ve Türkçe olarak bu konularda bilgi edinmek, tartışmalara katılmak, araştırma yapmak isteyen kişilere yönelik çalışmalarda bulunduk şimdiye kadar. Kendi açtığım siteler ve dolaylı ya da doğrudan parçası olduğum tüm girişimlerde durum budur ve hemen hemen hepsinde sitenin bulunduğu server ve internet sunucusu ABD’dedir. Dolayısıyla bunlar da Amerika’daki çalışmalarımızın bir parçası kabul edilebilir.

Bunun dışında AAI (Atheist Alliance International) gibi, Sceptic Society gibi çeşitli bazı ateist kurumlar ve oluşumlar ile zaman zaman yazışmakta ve fikir alış verişinde bulunmaktayız.

Bazı kitap çalışmalarım var. Elimde neredeyse bitmiş bir Türkçe kitap taslağı var fakat henüz bastırmadım. Ayrıca ingilizce bazı kitap girişimlerim de var.

Richard Dawkins, Christopher Hitchens gibi “Yeni Ateizm” üzerine çalışma yapan yazarlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Yeni ateistlerin Türkiye’de temsilcileri var mı, varsa neler yapıyorlar?

Bu kişilerin yaptığına saygı duyuyorum. “Yeni Ateizm” denen şey, aslında daha 19. yüzyılda ulaşılmış ve artık çoktan aşılmış ve benimsenmiş olması gereken entellektüel bilinç düzeyinin, aradan geçen bunca zamana rağmen topluma inmemiş olduğunu hayretle ve öfkeyle gören bazı bilinçli aydınların doğal tepkileridir sadece bana sorarsanız.

O zamanlar Tanrı öldü, din ise bitti ya da bitecek deniyordu ama aradan yüz yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen dinler bırakın ölmeyi daha da canlanmış ve güçlenmişlerdir. Bunu hayretle gören bazı aydınlar girişimlerde bulunuyorlar ve çoktan aşılmış olması gereken paradigmaların günümüzde hala bu kadar güçlü bir biçimde toplumu etkilemesine tepki gösteriyorlar. Bu tepkilerinden de doğal birşey yoktur bana sorarsanız.

Ama bu kişilerin şansı fikir hürriyetinin sadece lafta değil, gerçekten de varolduğu ülkelerde yaşıyor olmaladır. Türkiye’de bu hareketi onlarınki gibi ve o kadar özgür ve rahat şekilde savunabilecek kişiler malesef mevcut değildir. Onların yaptığına en yakın işi bizler yapıyoruz, ama bizler de internette sınırlı kalmış durumdayız.

Amerika’da ateizm yükselişte anladığım kadarıyla, bunun sebepleri nedir sizce? Amerika’da yaklaşık ne kadar ateist var?

Yukarıda da bahsettiğim gibi, yapılan ankete ve ankette araştırılan konuya, soruların soruluş şekline, vs bağlı olarak Amerika’daki ateist oranı çeşitli istatistiksel araştırmalarda %4 ile %16 arasında çıkmaktadır genellikle.

ABD aslında muhafazakar bir ülke. İlk gittiğimde karşılaşmayı beklediğimden çok daha dindar bir yer. Fakat dediğiniz gibi son dönemde ateizm Amerika’da da yükseliştedir. Bunun sebebi, bazı aydınların bu konuya vakit ayırıp çalışmalar yapması ve kamuoyuna ulaşmaya çalışmalarıdır. Toplumdaki dini eğilim ve dinsel dünya görüşünün yükselişi yüz yılı aşkın bir süre görmezden gelinmiş ve ihmal edilmiştir. Çünkü kendi fildişi kulelerinde yaşayan ve inançsızlık gibi bir konu kendileri için son derece doğal olan aydınlar, çoktan aşılmış olması gerektiğini düşündükleri inançların toplumda bu kadar yaygın bir şekilde devam edip güçlendiğini ve kendi bilimsel çalışmalarını etkiler duruma gelmeye başladığını gözlemişlerdir. (Kök hücre çalışmaları gibi, klonlama çalışmaları gibi, evrim teorisinin okullarda öğretilmesi konusunda karşılaşılan zorluklar, vs gibi).

Türkiye’deki ateistler ateist olduklarını açıkladıklarında neler yaşıyorlar? Siz nelerle karşılaştınız?

Ben bir zorlukla karşılaşmadım. Fakat internette sıkça tartışmalara katıldığım Ateistforum’a gelen pek çok genç katılımcı yaşadıkları zorluklardan bahsetmektedirler. Türkiye’de ateist olduğunu açıklamak hala zordur. Bu utanç verici bir durum ama malesef böyle bu.

“Neler yaptığımız, neden yaptığımız, bunun insanlara nasıl ve ne şekilde aktarıldığı, bizimle uğraşanların şimdiye kadar neler yapmış olduğu, vs gibi pek çok konuda Türk kamuoyuna duyurmak istediklerim var.” diyorsunuz. Duyurur musunuz?

Bizimle uğraşanların neler yaptığını yukarıda anlattım. Bizim neler yaptığımızdan da az çok bahsettim. Eksik kalan neden yaptığımızdır, buna değinmek istiyorum.

Bunu anlamak insanlara çok zor geliyor. Yani neden ateizm üzerine site yapılır, bu konu anlatılmaya çalışılır ki? Hele de ateizm bir din değilse, yukarıda da bahsettiğimiz gibi.

Mesele ateizm değil, teizm (dinsel dünya görüşü) ve onun sebep olduğu problemlerdir.

Bizim de yaptığımız ateizmi yaymaya çalışmaktan ziyade, bu problemlerle boğuşmak, daha açık fikirli, daha toleranslı, daha bilimsel bir toplum ortaya çıkmasına katkıda bulunmaya çalışmaktır.

Kendinden farklı dünya görüşüne, bakış açısına, inanca ya da dine sahip olanlara yeterli tolerans gösterememek hangi toplumda olursa olsun muhafazakar kesimin ortak özelliğidir. Dinler ise bu duruma sebep olan, hatta bunu körükleyen kurumlardır. Bilim, gelişme, demokrasi ve ileri toplum ancak hoşgörü ortamında mümkün olur. Hoşgörü ortamı ise dinlerin isteseler de sağlamakta çok zorluk çekecekleri ortamlardır. Çünkü dinlere göre kendi inançları doğrudur, başka tüm fikirler yanlıştır. Diğer fikirlerin doğru olmaları mümkün bile değildir. Pek çok dinde başka dine mensup kişiler ve/veya inançsızlar için öldürmeye kadar varan cezalar sözkonusudur. Bunların günümüzde uygulanıp uygulanmadığı ve nerede ne kadar uygulandığı ayrı konu. Mesele bu durumun dinlerin doğasında olmasıdır. Dinler ilahi olma iddiasındadır ve ortada başka bir olasılık olamaz. Dolayısıyla başka herkes haksızdır, bu uğurda da yapılması gerekenler mübahtır.

Bu hoşgörüsüzlük ortamında ise ne bilim yeşerebilir, ne demokrasi, ne de huzur.

Tarihte şimdiye kadar en çok insan din uğruna öldürülmüştür ve bu durum hala da devam etmektedir. (Terörist eylemlerin, vs pek çoğu din adına yapılmaktadır).

Dolayısıyla, bizim yaptığımız evrenin kökeni, insanların bu hayattaki yeri ve amacı, vs gibi temel felsefi konularda ortada değişik fikirlerin bulunduğunu, bu konuyu insanlığın henüz tam olarak çözmemiş olduğunu, bu konuda kesin bir bilgi veya iddiadan bahsetmenin kendini ve toplumu kandırmak olacağını anlatmaya ve bu yolla bir hoşgörü ortamının oluşmasını sağlamaya çalışmaktır.

Ayrıca, bu süreçte kendini ateist olarak nitelendiren kişilerin toplumda hak ettikleri yeri bulabilmeleri, kimliklerini rahatça ve özgürce dile getirebilmeleri ve bu konuda bir baskıyla karşılaşmamalarını, vs sağlamak da bu konudaki amaçlarımız arasındadır.

Bu bağlamda, dolaylı bir amacımız da laikliğin yerleşip güçlenmesini sağlamaktır. Ben şahsen laikliği savunan aydın kesimin mevcut laiklik söylemini yetersiz ve güçsüz buluyorum.

Lafa önce islamı överek başlıyorlar çünkü. Diyorlar ki bizim dinimiz en iyi, en güzel dindir, Allah katında en son ve hayırlı dindir, vs. Ondan sonra da diyorlar ki, ama siz yine de laik olun, dini devlet işlerine ve o tür diğer konulara karıştırmayın.

İyi de, o zaman bu söylemin bir inandırıcılığı kalmıyor ki. O zaman diğer kesimin söylemi daha ikna edici oluyor. Ne diyor diğer kişiler? İslam Allah katındandır, insanlar hata yapar ama Allah hata yapmaz. İnsan yapısı düzeni mi seçeceksiniz, Allah’ın istediği düzeni mi?

Bu argümana tatminkar bir yanıt veremezsiniz, eğer söze islamı överek başlarsanız. O zaman da muhafazakar kesimin söyledikleri daha ikna edici görünür tabi halka. Ben de ortalama vatandaşın yerinde olsam, ben de onlara hak veririm.

Laikliğin en tutarlı savunusu, ateist (ya da en azından non-teist diyelim ki agnostik ve deistleri de kapsasın) bir söylemdir. Laik düzen iyidir, çünkü öbürü de insan yapısıdır ve üstüne üstlük binlerce yıl öncesinin ürünüdür. Günümüz için ilkeldir, eskidir. Dolayısıyla çağdaş olan insan yapısı düzeni seçmelisiniz mantığı bu konudaki en tutarlı söylem olur. Çünkü gerçek budur.

Çoğu laik aydın bunun farkındadır ama bunu itiraf etmezler, edemezler. Bunun politik açıdan iyi olmayacağının farkındadırlar çünkü.

Ama biz politik olarak doğru söylemin değil, gerçeğin peşindeyiz. Gerçek neyse, öyle ifade ediyoruz. Bu yüzden de daha tutarlıyız.

Daha fazla aydın bizimkine benzer söylemleri cesurca dile getirebilse, laikliğin savunusu Türkiye’de bu kadar zor olmaz ve erozyonu da bu kadar güçlü olmaz. İnsanlar belki “falanca aydın din doğru değil diyor” deyip dininden vazgeçmez belki ama en azından bu konuların tartışmalı olduğunu görür, dolayısıyla da laik bir düzenin daha tercih edilir olacağına karar verir. Sonuçta laik düzende de dinini yaşama hakkı var, fakat dinin hakimiyetindeki bir düzende başka dinlere ve din dışı fikirlere ve kesime ne kadar yaşama hakkı olduğu tartışılır. İnsanlar bunu görecektir.

Suudi Arabistan İran gibi Müslüman ülkelerde ateizm nasıl yaşanıyor? Kanunlar ne diyor biliyor musunuz?

O ülkeleri fazla bildiğimi iddia etmeyeceğim. Ama bildiğim kadarıyla konuşursam, Türkiye dışındaki İslam dünyasında ateizmin durumu Türkiye’ye göre bile çok daha vahimdir. Bu tür ülkelerde ateizm pek yoktur bile denebilir. İran’lı bir ateist arkadaşım var, ABD’de yaşıyor şu anda ve kendisi Türkiye’de de bulunmuş. Onun gözlemi de ateizm konusunda Türkiye’de durumun İran’a göre çok daha iyi olduğudur.

Kanunlarını bilmiyorum o ülkelerin ama eğer Kuran’daki hükümleri hakkıyla uyguluyorlarsa, ateistlere ölüm cezası veriyor olmaları bile muhtemeldir. Çünkü Kuran’da inkarcıların öldürülmesini salık veren ayetler de var.

Türkiye’de Aziz Nesin ve Turan Dursun’dan öte ateist kamusal figürler kimler ve onlar nasıl yaşıyorlar sizce ateizmi?

Türkiye’de ateist olduğunu açıkça, göğsünü gere gere açıklayan pek kimse yok. Celal Şengör biraz sivrilen bir isim bu konuda, belki Ali Demirsoy, vs gibi başka bazı isimler. Ama onlarınki bile açık ve net bir ateist söylem değil. Gerekli olan ve bizim internet ortamında yakaladığımız türde bir ateist söylem benim gözlediğim kadarıyla mevcut değil.

Tanrı yoksa evren nasıl ortaya çıktı?

Evrenin kökeni konusu temel bilimsel ve felsefi problemlerden biridir ve insanlığın günümüzde ulaştığı uygarlık düzeyinde henüz bu konunun kesin bir cevabı yoktur. Çeşitli fikirler ve teoriler var elbette ama kimse bu konudaki kesin ve doğru bilgiye sahip olduğunu iddia edemez.

Bu konuda kesin ve doğru bilgiye sahip olduğunu iddia edenler dogmatik bazı inançlar ve dinlerdir. Ateizm Tanrı inancının ve bu konudaki teist açıklamaların reddidir, bu felsefi sorunları cevaplamış olma iddiasında olan bir bakış açısı değildir.

Bir açıklamanın doğru olmadığı, o konudaki doğru açıklamanın ne olduğu bilinmeden de bilinebilir pek çok durumda. Ateizmin yaptığı da budur. Ateizm, evrenin kökeninin ne olduğu sorununu çözdüğünü iddia etmez. Ama bu konuda teizmin getirdiği açıklamaların yanlış, basit ve ilkel çağlardan kalma masallar olduğunu görür ve iddia eder.

Ateist, maddenin vardan yok, yoktan ise var edilmesinin olanaksız olduğunun bilindiği, hatta bilimin en temel yasalarından biri haline geldiği günümüzde, kökeninde yoktan yaratılma olan mitolojik bir inancın gerçeği yansıtmadığını görür. Big Bang ve öncesi günümüz kozmologları için de bir meçhuldür. Ama ne Big Bang teorisinin, ne de bilimin hiçbir yerinde, Big Bang’de ortaya çıkan evreni oluşturan maddenin kökenine dair kesin bir yargı mevcut değildir. Big Bang yoktan yaratılma demek değildir. Big Bang evrenin çok küçük bir hacimden başlayarak genişlediğini ifade eden bir teoridir sadece. Günümüzde Big Bang’in sadece bir aşama olduğu ve ondan öncesinden de bahsedilebileceğini iddia eden teoriler de mevcuttur kozmolojide.

Evrene baktığınızda sonsuz bir boşluk, sayısız gök cisimleri, kompleks yapılar ve istatistiksel bir imkanlar zenginliği görürsünüz.

Ateist, evreni açıklama girişimleri arasındaki daha değerli ve gerçekçi teorileri, daha değersiz ve doğru olma ihtimali daha düşük olanlardan ayırma gayesiyle olaya yaklaştığında, ortada dinlerin masallarını haklı gösterecek herhangi bir bilimsel ve felsefi veri görmez. Çünkü ortada açıkça bu evreni ve dünyayı, insanları yaratmak sorumlu olduğu belli olan bir mutlak güç gözlenmemektedir. Gözlenen, evrendeki sonsuz çeşitlilik ve yukarıda bahsettiğim o istatistiksel imkanlar zenginliğidir. Dolayısıyla, ortada sadece bu iki seçenek bulunsaydı bile, bilinçli olmayan süreçlere dayalı bir oluşum diğerine göre gözlemlerle daha iyi uyuşan, daha değerli bir teori olurdu. Ki düşününce ve bu konuları inceleyince ortada pek çok başka açıklama ve olasılık olabileceği ortaya çıkmaktadır. Bu röportajın konusu bunlar olmadığı için bu konulara değinmiyorum ama varolup, varlığına dair hiçbir işaret vermeyen, isanları yaratıp, evrenin alelade bir gezegenine koyan ama onları kainatın halifesi ilan eden, insanları günah işlemeye meyilli yaratıp, sonra da günah işliyorlar diye cezalandırmaya kalkan bir tuhaf yaratıcı fikrinin bizim gözümüzde herhangi bir çocuk masalından farkı yoktur.

Noel baba, masallardaki 7 başlı ejderha, anka kuşu, vs gibi kavramlar nasıl temel ve varsayılan tavır olarak yok kabul ediliyorsa, varlığı kanıtlanmamış diğer spekülasyonlar da (Tanrı iddiası gibi), temel ve varsayılan tavır olarak reddedilmelidir. Tutarlı tavır budur. Ateizmin de yaptığı budur.

Noel babanın varlığına inanan, varlığını kanıtlamak durumundadır. Kanıtlamadığı sürece, Noel baba nasıl yok edilmesi gereken bir kavramsa, bu klasmana uyan tüm hayali kavramlar, Tanrı da dahil olmak üzere varsayılan tavır olarak reddedilmesi gereken kavramlardır.

Kanıtı iddia sahihinin getirmesi gerekir. Tanrı konusunda iddia sahibi olan taraf teizmdir. İddialarını kanıtlamadıkları sürece iddiaları reddedilmek durumundadır. Ateizmin de yaptığı budur.

Ateistler Tanrı’nın varlığına dair getirilen tüm argümanların çürük olduğunu düşünmektedir. Bu konuları merak edenler web sayfamı inceleyebilir.

Ya haksızsanız?

Bu en çok karşılaştığımız sorulardan biridir. Yani bizim internette “Ya Varsa” diye isimlendirdiğimiz argüman.

Denir ki inançlılar haksızsa onların kaybedeceği birşey yoktur ama ateistler haksızsa kayıp büyüktür.

Halbuki bu argüman meseleyi yeterince düşünüp yeterince kafa yormamaktan kaynaklanan bir argümandır ve pek çok çürük noktası vardır. Bunların hepsine burada değinemem. Merak eden sitemi inceleyebilir.

Ama çok kısa olarak şunu diyebilirim ki, bu argümanı getirenler de başka dinlerin ve inanç sistemlerinin karşısında aynı durumdadırlar. Yani ya Hindu’lar, Taoistler, Şintoistler, Hristiyanlar, eski yunanda Zeus’a inananlar, vs haklıysa? Brittanicca ansiklopedisinde dinler bölümünü hazırlayan kişinin tespitine göre, dünya üzerinde 10,000 kadar farklı din bulunmaktadır. Söylemesi kolay, 10,000 din bu. Çoğu kişi bildiği dinlerin isimlerini saymaya kalksa 10 tane bile sayamaz.

Ortada bu kadar din ve inanç sistemi varken, bunlardan bir tanesinin, hele de sizin yetiştiğiniz ailenin, toplumun ve kültürün dininin doğru olduğunu iddia etmek ne derece tutarlıdır, önce bunu düşünün ve ondan sonra sorun “Ya haksızsanız?” diye.